Kolima: Ölüm Madeni

meLda

Süper Üye
Katılım
4 Nis 2013
Mesajlar
2,325
Tepkime puanı
0
Puanları
36






1950 yılında Sovyet Bilimler Akademisinin İlmi Araştırmalar Raporunda şöyle bir haber yer alıyordu: “Kolima nehri yakınlarında on binlerce yıllık donmuş tarihöncesi hayvan türlerinin kalıntıları ortaya çıkarıldı”. Haberde söz edilen mekan Sovyetler Birliğinde yaşayan üç milyon ailenin yaşamlarını sonsuza kadar karartan “ölüm madeni”nin ismiydi.

Kolima Kuzeydoğu Sibirya’da aynı isimli nehrin kıyısında uzanan toprakların ismiydi. Burası yaşanmaz denilecek kadar kötü iklim koşullarına sahiptir. Ne varki Eski Sovyetler Birliğinin dev altın madenlerinin kaynağı da burasıydı. Sovyet altınlarının yaklaşık yarısından çoğu burada üretiliyordu. Kolima sadece devasa Sovyet topraklarının değil insanlığın da son sınırıydı. Stalin dönemi Sovyet Gizli Servisi’nin (sırasıyla 1920’lerde ÇK GPU; 1930’larda NKVD 1950-den itibaren KGB isimlerini almıştır) kayıtlarına göre tam 3 milyon insanın yaşamı burada noktalan(dırıl)mıştır.

SSCB bir ölüm makinesiydi. Bu makine icat edildiği Ekim 1917 Devrimi’nden bozulduğu Aralık 1991 tarihine kadar 60 milyon insanı yutmuştur. İnsanlık tarihinin hiç bir döneminde böyle bir kıyım ne görülmüş ne duyulmuştur. Terörizmin devletleştiği bu Bolşevik rejimin kurucusu Lenin “suçu toplumsal bir aşağılık” addediyordu. Sovyetler birliğinde “suç” kapsamı en geniş sözcüktü. M. O. Borisoviç’in “Sovyet terörünün kurbanları”nın istatiskiğine ilişkin sürdürdüğü çalışmalarına göre Sövyetler Birliğinde “suç”un tam 600-den fazla karşılığı bulunuyordu. Yerine ve adamına göre insan kolaylıkla Sovyet toplumunda “suçlana” ve “suçlu” addolunabilirdi. Zaten 70 yıllık Sovyet rejiminde “suçluluk psikolojisini” yaşamayan bir aileye rastlamak olanaksızdır. Muhakkak her ailenin ve ya akraba çevresinin bir ferdi bu boyunduruğa vurulmuştur. Ve “suçlular” (suçsuzlar) herhalükarda “suçları”nın bedelini en sert acımasız insanfsız biçimde ödemişlerdir.

Sovyet kıyım makinesinin en hızlı çalıştığı dönem kuşkusuz Stalin dönemi (1922-1953) olmuştur. Bu dönemde Sovyetler Birliğinde kurşuna dizilen ve sürgün edilen (ki ikisi de aslında aynı anlama geliyordu) insan sayısı iki dünya savaşının toplam askeri kaybı kadardır. Stalin “sovyetleşme”nin öncüsü kabul edilmektedir. “Sovyetleşme” kollektif çiftliklerin oluşturuması SSCB’nin elektrikleştirilmesi fabrikaların kurulması anlamına geliyordu. Aslında bunların hiçbiri normal yollardan gerçekleştirilmemiştir. Stalin cezaevleri inşa etmiş buraya mahkum edilenler de Sovyetler Birliğine sözü edilen “refah”ı armağan etmişlerdir. 1955 yılına kadar SSCB’deki tüm sanayi müesseseleri barajlar tarım toprakları yeni şehir ve kasabalar demiryolları “mahkumların” eseridir.

Sovyetleşme politikası ilk önce işçi ve kölü sınıfı dışındakı toplumsal sınıfların yok edilmesiyle yürürlüğe koyulmuştur. Stalin döneminin bir Sovyet Hukuk Dergisi’nin değimiyle “şekere bulanmış liberalizmin üstesinden gelmek”le başlayan “sınıf kıyımı” sayıları milyonları aşan toprak sahibi aydın (yazar sanatçı) çarlık dönemi memurları ve devlet çalışanları çarlık dönemi ordudakı askeri memurlar fabrikatör sanayici kısaca Ekim 1917 Devrimi’nden önce statüsü işçi ve köylü olmayan her meslekten insanlar “vatan haini” “sınıfsal düşman” “Gulag” “casus” “anti-devrimci” “anti-komunist” “provakatör” “sosyalizmin engelleyicileri” yani “suç” kapsamına giren 600 tanımdan biriyle mahkum edilmişlerdir. Zaten XX. Yüzyılın başlarında dünyanın en fazla hapishanelerine ceza kamplarına ve suçlularına sahib olan Çarlık Rusya’sının cezaevleri daha 1927 yılından itibaren Sovyet yetkilileri için yetersiz gelmeğe başladı.
 
Üst Alt